Pencerenin arkasında bir geliş beklemek,
Ne kadar da eğlenceli
Hele de dışarıdan bakınca içerisi görünmeyen camların arkasında saklandığını sanarken;
Bir zamanlar elinde olan kehaneti yere düşürüp kırmışken.
23 Aralık 2010 Perşembe
15 Aralık 2010 Çarşamba
we were young,also we were wrong.
...Kaderin gönderdiği bir kartpostal, sanki o an gözlerimin önünden geçti. Bu görüntüde ölüm vardı. Çılgınlık vardı. Korku vardı. Ama resim bulanıktı, net olarak göremiyordum. Detayları yakalayamıyordum. Çılgınlık ve ölümün benim başıma mı, etrafımdakilerin başına mı geleceğini bilemiyordum. bir bakıma bunu umursamıyordum da. Utanç ve öfke dolu bir pişmanlıkla bunu umursamıyordum. Gözlerimi kırpıştırdım ve şişmiş boğazımı temizledim ve kahkahanın, müziğin ve ışığın olduğu içeriye adım attım.-SHANTARAM
..."Annie?" Ses benimki kadar ürkütücüydü; bir yankı gibi. Benim sesime o kadar çok benziyordu ki ona ne diyeceğimi düşünemiyordum. Telefonu elşimde tutarken titriyordum. Şimdi bile, bu sesi duymamın üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen yine küçük bir kız gibi titriyorum. Adımın annemin dudaklarının arasından çıktığını duyduğum andan beri."Annie, sen neredesin?"- DEJA VU
...Bir ruh olduğu için,doğal olarak bütün iyi niteliklere sahipti. Merhametli, sabırlı, dürüst, sevgi doluydu.Endişe, Fords Deep Waters için olağandışı bir duyguydu.Öfkelendiğine ise daha seyrek rastlanırdı. Şifa öğrencilerinin, ameliyathanenin uzak bir köşesinden gelen fısıltıları ona bir vızıltı olarak geliyordu. Dudakları bir çizgi halini almıştı ve bu ciddi ifade, ona hiç yakışmıyordu...."Burası tuhaf bir dünya. Hem de bütün gezegenlerden daha tuhaf..." -GÖÇEBE
...Dolunay vardı. ayın çekim kuvveti, medcezirler ve kadınların arasında son derece güçlü bir bağ olduğu kesindi.Ama benim medcezirlerim bu iffetli ve kısır çağlara göre hareket etmiyordu artık, bir anda farkına vardığım bir gerçekle damarlarımda akan kanın daga da tehlikeli bir tavırla dolanmaya başladığını hissettim."Sana bir hediyem var." dedim birdenbire. Bana dönerken elini kendinden emin bir tavırla şu an düz olan karnımın üzerine koydu."Orada mı?" dedi. Dünyamız yepyeni şeylere gebeydi.-YABANCI
...Dönerek gölgelerle kaplı hücrelerin yanından yürüyor. Bu hücrelerin içerisinde çoğunu geçtiğimiz aylarda tedavi etmeye çalıştığı akıl hastaları bulunuyor. Elbette tüm hastalıklar tedavi edilemiyor, fakat Hannah kimilerinin ıstıraplarını yatıştırabiliyor. Peki ya kendi ıstırapları? Eli içgüdüsel olarak yusyuvarlak karnına gidiyor. Hannah geçmişini asla unutamayacak olsa da, geçmişinin kederli olaylarının hafifletilebileceğini ağırbaşlı bir keyif içerisinde keşfetmiş durumda. Müdürün yazıhanesinin yanından, sonra da giriş kapısının yanından geçerek dışarı çıkıyor. Edward dışarıda, ılık bahar mevsiminin güneş ışıkları ve yağmurun tazelediği tatlı havanın içerisinde onu bekliyor.-BAYAN DEVLİN'İN GÜNLÜĞÜ
..."Annie?" Ses benimki kadar ürkütücüydü; bir yankı gibi. Benim sesime o kadar çok benziyordu ki ona ne diyeceğimi düşünemiyordum. Telefonu elşimde tutarken titriyordum. Şimdi bile, bu sesi duymamın üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen yine küçük bir kız gibi titriyorum. Adımın annemin dudaklarının arasından çıktığını duyduğum andan beri."Annie, sen neredesin?"- DEJA VU
...Bir ruh olduğu için,doğal olarak bütün iyi niteliklere sahipti. Merhametli, sabırlı, dürüst, sevgi doluydu.Endişe, Fords Deep Waters için olağandışı bir duyguydu.Öfkelendiğine ise daha seyrek rastlanırdı. Şifa öğrencilerinin, ameliyathanenin uzak bir köşesinden gelen fısıltıları ona bir vızıltı olarak geliyordu. Dudakları bir çizgi halini almıştı ve bu ciddi ifade, ona hiç yakışmıyordu...."Burası tuhaf bir dünya. Hem de bütün gezegenlerden daha tuhaf..." -GÖÇEBE
...Dolunay vardı. ayın çekim kuvveti, medcezirler ve kadınların arasında son derece güçlü bir bağ olduğu kesindi.Ama benim medcezirlerim bu iffetli ve kısır çağlara göre hareket etmiyordu artık, bir anda farkına vardığım bir gerçekle damarlarımda akan kanın daga da tehlikeli bir tavırla dolanmaya başladığını hissettim."Sana bir hediyem var." dedim birdenbire. Bana dönerken elini kendinden emin bir tavırla şu an düz olan karnımın üzerine koydu."Orada mı?" dedi. Dünyamız yepyeni şeylere gebeydi.-YABANCI
...Dönerek gölgelerle kaplı hücrelerin yanından yürüyor. Bu hücrelerin içerisinde çoğunu geçtiğimiz aylarda tedavi etmeye çalıştığı akıl hastaları bulunuyor. Elbette tüm hastalıklar tedavi edilemiyor, fakat Hannah kimilerinin ıstıraplarını yatıştırabiliyor. Peki ya kendi ıstırapları? Eli içgüdüsel olarak yusyuvarlak karnına gidiyor. Hannah geçmişini asla unutamayacak olsa da, geçmişinin kederli olaylarının hafifletilebileceğini ağırbaşlı bir keyif içerisinde keşfetmiş durumda. Müdürün yazıhanesinin yanından, sonra da giriş kapısının yanından geçerek dışarı çıkıyor. Edward dışarıda, ılık bahar mevsiminin güneş ışıkları ve yağmurun tazelediği tatlı havanın içerisinde onu bekliyor.-BAYAN DEVLİN'İN GÜNLÜĞÜ
14 Aralık 2010 Salı
aferin, otur sıfır.
Biz yıllar sonra blog alemine gelip yazı yazarız ve
Solda duran Doğadan- Böğürtlenli çaya öyle bir göz atarız.
Saç kurutmak için bahaneler türetip yaratıcılığımızı kullanmayı seçeriz.
O değili ben bir film çekeceğim ilerde, kaçıncı yüzyılda bilmem.
Filmin en başında(NOT: film baştan çok klasik gelebilir ama ergeniz, ihtiyaçlarımız doğrultusunda yöneliriz), Pudra'nın isteği üzerine yere sabitlenmiş ya da hareketli(karar vermedim henüz) bir kamera, ve önünden geçen yüzlerce ayak olacak.
Sonrasını nasıl bağlarım bilmiyorum ama tema şöyle:
Reklam yapmak gibi olmasın ama en büyük D&R'dan daha büyük bir bu tarz ortama giden bir kız grubu, içinde baş kahramanımız CCC. CCC hani bir sürü kalemlerin olduğu bölümler olur ya, o bölümde kalemleri gözünden geçirir. Ve aklına, kalemlerin rengini görmemiz için konulan post-it parçalarına bir not bırakmak gelir, bırakır(notun içeriği henüz bilinmemekte, fakat notta birilerine seslenilmekte).
Ardından belki aynı gün belki sonraki,sonraki gün, diğer bir kahramanımız MMM, asosyal yaşantısında tek sosyallik olan bu mekana gelir ve kendine yeni bir kalem ararken post-it arasına sıkıştırılmış bir not bulur.
Kahramanlar burdan konuşmaya başlarlar ama, birbirlerini fazlaca merak etmelerine rağmen tüm gün boyunca oralarda bir yerlerde saklanıp diğer kahramanın kim olduğunu öğrenme cesaretini bulamazlar kendilerinde.
Devamı yok. henüz gelemedi, son 4-5 aydır. ama kahramanımı bulup çekmeye başlarsam, haber veririm emin olun.
Sevgiler.
Solda duran Doğadan- Böğürtlenli çaya öyle bir göz atarız.
Saç kurutmak için bahaneler türetip yaratıcılığımızı kullanmayı seçeriz.
O değili ben bir film çekeceğim ilerde, kaçıncı yüzyılda bilmem.
Filmin en başında(NOT: film baştan çok klasik gelebilir ama ergeniz, ihtiyaçlarımız doğrultusunda yöneliriz), Pudra'nın isteği üzerine yere sabitlenmiş ya da hareketli(karar vermedim henüz) bir kamera, ve önünden geçen yüzlerce ayak olacak.
Sonrasını nasıl bağlarım bilmiyorum ama tema şöyle:
Reklam yapmak gibi olmasın ama en büyük D&R'dan daha büyük bir bu tarz ortama giden bir kız grubu, içinde baş kahramanımız CCC. CCC hani bir sürü kalemlerin olduğu bölümler olur ya, o bölümde kalemleri gözünden geçirir. Ve aklına, kalemlerin rengini görmemiz için konulan post-it parçalarına bir not bırakmak gelir, bırakır(notun içeriği henüz bilinmemekte, fakat notta birilerine seslenilmekte).
Ardından belki aynı gün belki sonraki,sonraki gün, diğer bir kahramanımız MMM, asosyal yaşantısında tek sosyallik olan bu mekana gelir ve kendine yeni bir kalem ararken post-it arasına sıkıştırılmış bir not bulur.
Kahramanlar burdan konuşmaya başlarlar ama, birbirlerini fazlaca merak etmelerine rağmen tüm gün boyunca oralarda bir yerlerde saklanıp diğer kahramanın kim olduğunu öğrenme cesaretini bulamazlar kendilerinde.
Devamı yok. henüz gelemedi, son 4-5 aydır. ama kahramanımı bulup çekmeye başlarsam, haber veririm emin olun.
Sevgiler.
9 Aralık 2010 Perşembe
this romeo is bleeding.
+Biz son zamanlarda nerelerdeyiz sahi?
+Ablam bugün az kalsın Nejat İşler'le çarpışıyormuş, kader. Adam karizma ama bir o kadar da alkolik hani.Saygılar sunarız burdan.
+Ben bugün 147. kez ayağımı yeniden burktum ve bir ilki başardım; çünkü ben seçilmiş kişiyim kader beni seçti vs.
+Yeni aldığım MILAN silginin kopan küçük bir parçası, kalbimi kırmaya yetti de arttı.
+Bugün çok artı yapasım var.
+Bugün TÜRKAN var.
+Bugün 'sürekli anlatılan bir kişi'yle evlenmeye karar verdim.
+Dün yılbaşı çekilişi yaptık, sınıfın en zortlak kızını seçtim,hayırlısı.
+Yarın...yarın yok,dün gitmiş, bize bir bugün kalmış.
+Ablam bugün az kalsın Nejat İşler'le çarpışıyormuş, kader. Adam karizma ama bir o kadar da alkolik hani.Saygılar sunarız burdan.
+Ben bugün 147. kez ayağımı yeniden burktum ve bir ilki başardım; çünkü ben seçilmiş kişiyim kader beni seçti vs.
+Yeni aldığım MILAN silginin kopan küçük bir parçası, kalbimi kırmaya yetti de arttı.
+Bugün çok artı yapasım var.
+Bugün TÜRKAN var.
+Bugün 'sürekli anlatılan bir kişi'yle evlenmeye karar verdim.
+Dün yılbaşı çekilişi yaptık, sınıfın en zortlak kızını seçtim,hayırlısı.
+Yarın...yarın yok,dün gitmiş, bize bir bugün kalmış.
4 Aralık 2010 Cumartesi
BeşAralık
Sadece tek bir dalga,
Islak hayallerle kaplı bir sahili temizlemeye yeterdi galiba.
Tek bir bulut, yağmur olarak yağıp çirkinlikleri silebilir.
Tek bir anne, bir çocuk dünyaya bahşedip günahlarından arınabilir.
Tek bir söz, bana aşık olmanı sağlayabilir.
Önemli olan, o tek bir sözü bulmakta.
Sadece tek bir yarın.
Islak hayallerle kaplı bir sahili temizlemeye yeterdi galiba.
Tek bir bulut, yağmur olarak yağıp çirkinlikleri silebilir.
Tek bir anne, bir çocuk dünyaya bahşedip günahlarından arınabilir.
Tek bir söz, bana aşık olmanı sağlayabilir.
Önemli olan, o tek bir sözü bulmakta.
Sadece tek bir yarın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)